Mersin

KOMİSYONCULAR SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN PLANLAMAYI İŞARET ETTİ.

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 2 No’lu Sebze ve Meyve Komisyoncuları Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Haluk Mutluay, sektörde yaşanan sorunların tümünün çözümü için tarımsal üretimde doğru planlamayı işaret etti. Doğru bir planlama ile fiyatlamadan fire sorununa, kalıntıdan ihracata kadar tüm sıkıntıların ortadan kalkacağına inandığını vurgulayan Mutluay, Tarım Bakanlığ

KOMİSYONCULAR SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ İÇİN PLANLAMAYI İŞARET ETTİ.

3 Ekim 2017 14:18
-A

+A

MTSO 2 No’lu Sebze ve Meyve Komisyoncuları Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Haluk Mutluay sektöre ilişkin değerlendirmeler yaptı. İlk olarak Kuzey Irak’ta yaşanan gelişmelere değinen Mutluay, “Şu anki ortam ticaret üzerinde tehdit niteliği taşıyor ve bu nedenle sektörde bir miktar tedirginlik yaşanıyor” diye konuştu. Kuzey Irak kapısının kapanmasının sebze meyve sektörünü olumsuz etkileyeceğine işaret eden Mutluay, “Bizim en büyük alıcılarımızdan biri Kuzey Irak. İhracatın durduğu dönemlerde dahi Kuzey Irak ile her zaman çalışmalarımız oldu. Coğrafi yakınlık ve kültürel benzerliklerimiz nedeniyle bir ilden bir ile ihracat yapar gibi ticaretimizi rahat sürdürebildiğimiz bir bölgeydi” dedi. Ancak ülke menfaatlerinin her zaman ticaretin önünde olduğunu vurgulayan Mutluay, şunları söyledi: “Ürünlerin ihraç edilip edilmemesi iç piyasayı gerek ürün miktarı gerekse fiyatlandırma açısından doğrudan etkiliyor. Bu nedenle Kuzey Irak ihracatını da önemsiyoruz. Ancak daha önce de söylediğim gibi ülke menfaatlerimizi ticari kazancımızın üzerinde tutuyoruz. Türk ihracatçısı Rusya kapısında yaşadığı sorunları dün nasıl alternatif pazarlar bularak aştıysa bugün de Kuzey Irak ile yaşanacak bir sorunu yeni pazarlarla aşacaktır. Tedirginliğin de bir süre sonra ortadan kalkacağına ve taşların yerine oturacağına inanıyorum.” “Üretimde başı bozukluk var” Haluk Mutluay, sektörde yaşanan sorunların çözümlerine de değindi. Tarım politikalarına dikkat çeken Mutluay, “Üretimde belli bir planlama bulunmaması, çiftçinin bilinçsiz üretim yapması birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Tarım Bakanlığı ilk olarak bu konuya çözüm üretse, beraberinde pek çok sorunun da ortadan kalkacağına inanıyorum” değerlendirmesini yaptı. Mutluay şöyle konuştu: “Sağlam bir tarım politikası olmayınca bilinçsiz bir üretim oluşuyor. Üretimin tamamı kayıt altına alınırsa hangi ürüne ne kadar ihtiyacımız olduğu da net olarak belirlenecek ve bu konuda bir politika oluşturulabilecektir. Örneğin bir köylü çıkıp 1 milyon kök domates ekecekse önce Tarım İl Müdürlüğü’nden izin almalı. Eğer o kadar çok domatese ihtiyaç yoksa hayır 500 bin kök dikmelisin ya da bu üründen dikemezsin yanıtı verilmeli. Aksi halde çiftçi kendisine göre ekim yapıyor ve ürünü elinde kalıyor. Böyle olunca da işçinin, nakliyecinin parasını ödeyemiyor. Elindeki ürün çöpe gidiyor ve fire oranları artıyor. Bu ürünlerin yetişmesi için kullanılan ve yurtdışından getirilen gübre, ilaca verilen paralar ise ülke ekonomisini olumsuz etkiliyor. Kısacası her sorunun çözümü planlamadan geçiyor.” “Üretimden tüketime oluşan fiyat farkı hal kaynaklı değil” Son dönemlerde sıkça konuşulan konular arasında yer alan yüksek sebze ve meyve fiyatlarına da değinen Mutluay, ürünün tarla fiyatı ile tüketiciye ulaşana kadar geçen süreçte açılan fiyat aralığında hallerin bir rolü bulunmadığına dikkat çekti. “Üretim ile satış noktaları arasındaki uçurum hallerden kaynaklı değildir” diyen Mutluay, şu değerlendirmeleri yaptı: “Hal çıkış faturalarıyla ürünün büyük marketlerdeki satış fiyatları karşılaştırılırsa bu sözlerim daha iyi anlaşılacaktır. Belki büyükşehirler için nakliye, işçilik gibi maliyet artırıcı unsurlar söz konusu olabilir ama kentimizdeki marketlerde artan fiyatları açıklamakta zorlanıyorum. Bu ancak serbest piyasa ekonomisine bağlanabilir. Sonuç olarak biz ücretsiz versek bile marketin hangi rakamdan satış yapacağını bilemiyoruz.” Hallerin arz talep dengesi oluşturduğunu kaydeden Mutluay, “Haller, borsa gibi bir ürünün fiyatını belirleyen yerlerdir. Eğer hal ortadan kalkacak olursa tüccar doğrudan üreticiden ürün alacak ve verdiği fiyatlarla üreticiyi boğacaktır. Oysa şu anda hal üreticiyi koruyucu bir rol üstleniyor” ifadelerini kullandı. “Komisyoncunun alacağını koruyucu bir sistem yok” Hallerin üreticiyi korumasına rağmen komisyoncuyu koruyacak bir sistem bulunmadığından şikayetçi olan Haluk Mutluay, 50 yıl önceki ticaret sisteminin halen geçerliliğini koruduğunu açık hesapla, güvene dayalı çalıştıklarını bildirdi. 4-6 ay vadeli çeklerle alışveriş yaptıklarını anlatan Mutluay sözlerini şöyle sürdürdü: “Komisyoncular üreticilerin ürününün fiyatını koruduğu gibi belediyeler de üreticinin alacaklarını koruyor. Belediye bizden aldığı bir teminat mektubu ile üreticinin malını garantiye alıyor. 10-15 gün içinde ödeme yapmamamız halinde teminatlarımızın iptali dahi söz konusu olabiliyor. Oysa bizim tüccardan alacaklarımızın hiçbir garantisi yok. 2016 yılında Mersin Hali’ndeki komisyoncuların tüccardan 20 milyon TL üzerindeki alacağı bu şekilde yok oldu ve hiçbir hak iddia edemedik. Bizim alacaklarımıza da güvence getirilmesini istiyoruz.” “Soğuk zincir önemli” Son dönemlerde artan fire oranlarına da değinen Haluk Mutluay, kayıtlı ürün üzerinden yüzde 20’lik kayıp bulunduğunu hatırlattı. Oysa kayıt altında olmayan, tarladan hiç toplanmadan üretimi yapılmasına rağmen pazara ulaşamayan da yüklü miktarda ürün olduğunu kaydeden Mutluay, bu sorunun da yine planlı tarım ile çözümlenebileceğini söyledi. Mevcut toplanan ürünün ise raf ömrünün uzatılmasının büyük önem taşıdığını dile getiren Mutluay, bunun için de soğuk zincirin sağlanması gerektiğini anlattı. Bu noktada hallerde soğuk hava depoları bulunması konusuna değinen Mutluay, “2012’de Hal Yasası’nda iyileştirme çalışmaları vardı ve bu kapsamda soğuk zincir konusu da gündemdeydi ancak halen istenilen sonuca ulaşılamadı” ifadelerini kullandı. “Tarlada denetim olmalı” Sözlerinin sonunda ilaç kalıntısı sorununa değinen Haluk Mutluay, ihracata giden ürünlerde olduğu gibi yurtiçinde tüketilen ürünlerde de kalıntı sorununun önüne geçilebilmesi için tarlada kontrol yapılması gerektiğini anlattı. Hal girişlerinde yapılacak laboratuvar denetimlerinin bu konuda çözüm olmayacağını vurgulayan Mutluay, “Yurtiçine ürün dağılımı yalnızca hallerden sağlanmıyor. En kesin çözüm tarlada kontrol” ifadelerini kullandı. 2012 yılındaki Hal Yasası’ndaki değişiklikle ürünlerin satışına hallerin dışında da izin verildiğini hatırlatan Mutluay, Hallerde laboratuvar kurulacak olursa bize gelen mallar kontrolden geçecek. Bu da zaman kaybı ve maliyet artırıcı bir unsur olarak görüleceği için bir süre sonra ürünler hal dışına daha fazla kaymaya başlayacak. Yani istenen kontrol yine gerçekleşmemiş olacak” dedi. Mevcut durumda dahi ürünlerin büyük bölümünün hal dışında satışına başlandığını ifade eden Mutluay, böylesi bir uygulamanın sağlıklı sonuç getirmeyeceğini anlattı. Soruna kalıcı bir çözüm üretilmesi gerektiğini vurgulayan Mutluay, bunun için tarlada denetimin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Kalıntı sorununa tarlada çözüm üretilmesi ve ardından da kontrollerin burada yapılması gerektiğini ifade eden Mutluay, “İlaçlar bilinçli olarak kullanılmalı, bunun için çiftçi eğitilmeli, ziraat mühendisleri üretimleri düzenli olarak kontrol etmeli ve laboratuvar kontrolleri sonrasında ürün satışa sunulmalı. Ancak o zaman kalıntılı ürünün önüne geçilebilir” diye konuştu.
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Sizce Türkiye'de yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç var mı?

  • EVET : 453 Oy (%28)

  • HAYIR : 555 Oy (%34)

  • İLGİLENMİYORUM / FİKRİM YOK : 625 Oy (%38)

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku