Mersin

Kalıntı ile mücadele ihracat değil, halk sağlığı için yapılmalı

Zirai kalıntıların halk sağlığını büyük ölçüde tehdit ettiğini anlatan MTSO 1 No’lu Meyve ve Sebzelerin İşlenmesi ve Ticareti Meslek Komitesi Başkanı Murat Arukaslan, kalıntı ile mücadelenin ihracat için değil, halk sağlığını korumak için yapılması gerektiğini söyledi.

Kalıntı ile mücadele ihracat değil, halk sağlığı için yapılmalı

14 Kasım 2017 12:03
-A

+A

Türkiye’de sigara ile mücadelenin Avrupa’dan çok daha başarılı yapılmasına rağmen kanser vaka artış oranlarının Avrupa ortalamasının üzerinde olduğunu kaydeden Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 1 No’lu Meyve ve Sebzelerin İşlenmesi ve Ticareti Meslek Komitesi Başkanı Murat Arukaslan, “Bunun sebebi Avrupa’da kalıntı ile mücadelenin doğru yapılması. Biz de en az sigara ile mücadele ettiğimiz kadar kalıntı kontrolünde hassas davranmalıyız” dedi. Narenciye üretiminde bu konuda çok ciddi yol alındığına dikkat çeken Arukaslan, ama sebze üretiminde halen büyük sıkıntılar yaşandığını vurguladı. Bu noktada özellikle Tarım İl Müdürlüklerine büyük görevler düştüğünü anlatan Komite Başkanı şunları söyledi: “Türkiye’de kalıntı sorununun çözümü için radikal önlemler alınmalı. Ben bu sıkıntıyı uyuşturucu kadar tehlikeli buluyorum. Çünkü zirai kalıntı da insan sağlığına en az uyuşturucu maddeler kadar zarar veriyor. Verilecek caydırıcı cezalarla uyuşturucu satmaktan korkulduğu gibi kalıntılı ürün satışından da insanların korkması sağlanmalı. Hatta şunu da söyleyebilirim eğer bir aile isterse çocuğunu uyuşturucudan uzak tutabilir ama kalıntısız üründen uzak tutamaz. Acil önlem alınmalı.”

“Hallerden her sabah rastgele numune alınmalı”
Antalya’nın büyük ölçüde kalıntı sorununu çözdüğünü, o bölgeden gelen ürünlerin temiz çıkmaya başladığını ifade eden Murat Arukaslan, Mersin’de de Tarım İl Müdürlüğü görevlilerinin her sabah Mersin Hali’nin önünden rastgele sondaj usulü örnek alıp teste göndererek kalıntılı partilere ceza kesmesini beklediklerini söyledi. Öncelikli hedefin ihracatın önünü açmak değil, halka sağlıklı ürün yedirmek olması gerektiğini dile getiren Arukaslan, “İl müdürlüklerinde görevli sayısının az olduğu söyleniyor, yaptıkları denetimlerde kalıntı bulamadıkları bilgisi geliyor. Oysa denetimlerin habersiz ve rastgele yapılması halinde mutlaka gerçek oranlar belirlenecektir” dedi. Cezaların da usulen değil, caydırıcı nitelikte verilmesi gerektiğini de vurgulayan Arukaslan üreticiye verilecek cezalarla sorunun önleneceğine inandığını söyledi.

“Kaliteli ilaçlar sübvanse edilebilir”
İkinci olarak eğitim gerektiğini anlatan Murat Arukaslan, köylünün de müstahsilin de eğitilmesinin önemine dikkat çekti. Bu durumun halk sağlığı kadar ihracatı da olumsuz etkilediğini hatırlatan Arukaslan şöyle konuştu: “Bugün köylüye kalıntı ile mücadele masraflı gözükebilir. Oysa uzun vadede kazanan kendileri olacak. Kalıntı sorunu nedeniyle ürünler ihracata gitmezse iç pazara veriliyor. İç pazarda ise ürünlerin fiyatı ortada. Yakın zamanda hep birlikte gördük. Domates fiyatı ihracata başlanacağı haberinin ortaya çıkması ile birlikte nasıl 3-4 kat arttı. Temiz ürün ihracatı da artıracak ve üretici de daha çok kazanacak. Köylüye bunun önemi de anlatılmalı.” İlaçların doğru kullanımının kaliteli ilaç kullanımının önemine de dikkat çeken Arukaslan, kaliteli ilaçların ücretlerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğunu hatırlatarak, başlangıç için devletin bu tür ilaçları sübvanse edebileceğini söyledi.

“İlaçlar eczacılar gibi uzmanlar tarafından satılmalı”
Her önüne gelen ziraat mühendisinin ya da benzer bölüm mezunlarının ilaç bayisi olmasının önüne geçilmesi gerektiğini de vurgulayan Murat Arukaslan, bunun için ayrı bir uzmanlık gerektiğini söyledi. “Nasıl ki doktorlar ilaç satamıyor eczacılık fakültesi mezunları satabiliyorsa tarımsal ilaçları da özel eğitim görmüş ziraat mühendisleri satabilmeli” diyen Arukaslan, “Çoğu zaman doğru uygulayıcı bulmak sıkıntı oluyor. Danışmanlar maalesef yeterli değil. Köylü ilacı alıyor ama ne zaman ilaç kullanması gerektiğini, nasıl kullanacağını, ürünü ne zaman toplayacağını, kendi güvenliği için ilacı kullanırken nelere dikkat etmesi gerektiğini bilmiyor. İlaç bayisine danışıyor. Oysa köylü yanlış kullanımı nedeniyle henüz yetiştirdiği bitkiyi yemeden daha kullanırken temas halindeyken vücuduna zararlı maddeleri alıyor. Her konuda bilinçlenmemiz, doğru yönlendirilmemiz şart” ifadelerini kullandı.

“Tüketici koruma dernekleri sesini duyurmalı”
Bu sorunun çözümü için tüketiciye de büyük görevler düştüğünü dile getiren Murat Arukaslan, yalnızca üreticinin değil, tüketicinin de bu konuda yeterli bilinç düzeyine sahip olmamasından şikayetçi oldu. Tüketici derneklerinin yalnızca hasarlı ürünlerle mücadele yerine halk sağlığını olumsuz etkileyen bu tür ürünlerin satılmasını engelleme yönünde de mücadele verebileceğine dikkat çeken Arukaslan, tüketicinin de gerekirse gidip hallerin önünden numune alıp kontrolünü yaptırarak sesini yükseltmesi gerektiğini söyledi.

“ÇKS, kuralına göre uygulanmalı”
Konuşmasını Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) değinerek sürdüren Murat Arukaslan, şu bilgileri verdi: “Bu sistem çiftçinin ürününü, kullandığı ilaçları kayıt altına almasını gerektiren oldukça önemli bir sistem. Ancak maalesef iç piyasaya verilen ürünlerde ÇKS aranmıyor. Yalnızca ihracata gidecek ürünler için soruluyor. Ülkemizde yetiştirilen ürünlerin yaklaşık yüzde 5’inin ihracata gittiği düşünülecek olursa birçok çiftçinin böyle bir kayıt tutmadığını, bizim de bu belgeleri bulmakta zorlandığımızı söyleyebilirim. Güzel bir fikir olarak doğan ÇKS, bugün ihracatçının önündeki bir engel olarak kalmıştır. Bu sisteme ya kuralına uygun olarak devam edilmelidir ki hem iç pazardaki tüketici ne yediğini bilsin hem de ihracatçı rahatlasın ya da sistemden vazgeçilmelidir.” İl Tarım Müdürlüğü ihracata gidecek ürünlerden ÇKS istediği zaman bulamamaları nedeniyle iptaller yaşadıklarını anlatan Arukaslan, bu durumun ihracatı sekteye uğrattığını ve acil çözüm beklediklerini söyledi.

“Türkiye, yol haritasını belirlemeli”
Türkiye’nin tarımsal ihracatının artması için ihracat pazarlarıyla ilişkilerini iyi tutmasının önemine de değinen Murat Arukaslan, Türk mallarının tercih edilmeye devam etmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin tarımsal ürün ihracatını artırması için realist bir yol haritası belirlemesi gerektiğini kaydeden Arukaslan, bunun için yapılması gerekenleri ise şöyle özetledi: “Öncelikle bir strateji belirlenmeli. Bu strateji pazar ve ürün grupları üzerine yapılmalı. Bizim Uzakdoğu’ya ya da Afrika pazarına tarımsal ürün gönderme planlarımızı gerek ürünün bozulabilir bir ürün olması gerekse navlun maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle gerçekçi bulmuyorum. Bu nedenle bizim hedef pazarlarımız yine Avrupa, özellikle de Kuzey Avrupa, Rusya ve komşu ülkelerimiz olmalı. Bu pazarların 10 yıl sonrası hedeflenmeli. 10 yıl sonra bu pazarlarda yetişemeyecek sebze ve meyveler ya da ağırlıklı olarak kullanacakları ürünler saptanmalı ve şimdiden kendimizi bu ürünlere hazırlayacağımız çalışmalar yapılmalı. Örneğin kuşkonmaz gibi makinelerle toplanması yakın zaman için mümkün olmayan, rekabetçi yapımızı koruyabileceğimiz ve o pazarlarda yoğun olarak tüketilen ürünlere yönelebilmeliyiz.”
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Sizce Türkiye'de yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç var mı?

ARŞİV