Mersin

Aykut YENİÇIKAN: İlçelerde mini balık pazarları kurulmalı

MTSO 4 No’lu Meslek Komitesi Başkanı Aykut Yeniçıkan, balık tüketiminin artması, sektörün canlanması için ilçelerde mini balık pazarlarının kurulması yönünde çalıştıklarını anlattı. İlk olarak Mezitli Belediyesi ile bir araya gelip proje oluşturduklarını bildiren Yeniçıkan, Toroslar Belediyesi ile de temas halinde olduklarını söyledi.

Aykut YENİÇIKAN: İlçelerde mini balık pazarları kurulmalı

23 Ekim 2017 16:49
-A

+A

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 4 No’lu Hayvansal Ürünler ve Destek Faaliyetleri Meslek Komitesi Başkanı Aykut Yeniçıkan, komite çalışma alanına giren sektörlere yönelik değerlendirmeler yaptı. İlk olarak balıkçılığa değinen Yeniçıkan, Mezitli Belediyesi ile birlikte geliştirdikleri ortak proje hakkında bilgi verdi. Mevcut Balık Pazarı’nın Mezitli ilçesine uzak olduğunu hatırlatan Yeniçıkan, bu bölgede yaşayan halka hizmet verebilmek adına lokal, mini bir balık pazarı kurulması çalışması yürütüldüğünü söyledi. Bu projede son aşamaya geldiklerini ifade eden Yeniçıkan, önümüzdeki aylarda tamamlanması ile birlikte bu pazarda pişirim hizmeti verilmesinin planlandığına da değindi. Benzer çalışmaları diğer ilçelere yaymak istediklerine de değinen Komite Başkanı Yeniçıkan, Toroslar Belediyesi ile de istişare halinde olduklarını söyledi. Lokal balık pazarları yanında bir de büyük balık hali planlamalarına rağmen bu konuda henüz istedikleri yolu kat edemediklerine dikkat çeken Aykut Yeniçıkan böyle bir tesisin kurulabilmesi için 3 bin metrekarelik bir alana ihtiyaç duyduklarını söyledi. Mevcut yerlerinin ihtiyacı karşılamakta zorlandığına değinen Yeniçıkan, eğer kendilerine yeni bir yer tahsis edilemeyecekse mevcut yerlerinin modernizasyonunun yapılmasını, bu yenilemenin de balık sezonu dışında gerçekleştirilerek sektör temsilcilerinin mağdur edilmemesini beklediklerini dile getirdi.

“Çukurova Havaalanı’nı bekliyoruz” Mevsimlerin değişmeye başladığını bu nedenle balığın bollaştığı dönemlerde de kaymalar yaşadığını anlatan Aykut Yeniçıkan, şu anda havaların soğuk olmaması nedeniyle Akdeniz sahillerinde balığın çok fazla olmadığını, daha çok karideste patlama yaşandığını bildirdi. Aynı zamanda Lübnan, Beyrut, Ürdün, Katar, Dubai gibi ülkelere balık ihracatının başladığını da bildiren Yeniçıkan, ihracatların artması adına Çukurova Bölgesel Havalimanı Projesi’nin vakit kaybedilmeden tamamlanmasını beklediklerini söyledi. İhracatta bir takım gümrük sorunları yaşandığına da değinen Yeniçıkan şöyle konuştu: “Mersin’den analiz ve gümrük sorunlarını aşmakta zorlanıyoruz. Deniz ürünleri başta olmak üzere taze ya da canlı hayvan ithalatında ürünün kontrolünü belirli yerler dışında yaptıramıyoruz. Önce İstanbul’a indirip oradan dağıtımının yapılması gerekiyor. Mersin’de de canlı hayvan konusunda yeterli potansiyel var. Tarım İl Müdürlüğü’nün gümrüklerle birlikte ortak bir çalışma yürüterek bu bölgeden de kontrollerin yapılmasına olanak tanınmasını talep ediyoruz.” Bazı deniz ürünlerindeki yüksek KDV oranlarından da şikayetçi olan Aykut Yeniçıkan, balıkta KDV yüzde 8 olmasına rağmen kabuklu deniz ürünlerinde KDV’nin yüzde 18 olmasının sektörü zorladığını dile getirip, bu rakamların düzenlenmesi halinde tüketiciye olumlu yansıyacağını anlattı.

“Kırmızı et sektörü zor günler geçiriyor” Kırmızı et sektörüne yönelik değerlendirmeler de yapan Aykut Yeniçıkan, sektör temsilcilerinin son dönemlerde zor günler geçirdiğini dile getirdi. Girdi maliyetlerinin yüksek olması ve ithal ete ağırlık verilmesi nedeniyle üretimin durma noktasına geldiğini bildiren Yeniçıkan, bölgedeki üretimin dahi son beş yılda yüzde 50’nin üzerinde azaldığını ifade etti. Bir üreticinin girdi maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle karkas etin kilosunu 24 TL’ye üretebildiğini anlatan Yeniçıkan, şöyle konuştu: “Bunun bir de firesi var. Hayvanlarımızın tümünü kesime yollayamıyoruz. Kimi hastalanıyor kimi ölüyor. Yüzde 10’a varan fire oranlarıyla karşılaştığımız dönemler oluyor. Oysa bu karkas eti kesmek için alacak olan tesisler kilosu 23 TL’ye alım rakamı açıklıyorlar. Böyle olunca yerli üreticimiz ürününü vermek istemiyor. Çünkü yaptığı harcamayı dahi çıkaramıyor. Oysa bir yıl zor şartlar altında çalışmış olan bu kişiler evine para götürmek istiyor.” Et ithalatı arttıkça üreticinin bu sektörden her geçen gün biraz daha çekileceğini vurgulayan Yeniçıkan, bir süre sonra yerli üretimin tamamen yok olma tehdidiyle karşı karşıya olduğuna, bu durumda etin kilosunun 100 TL’ye kadar yükselme riski taşıdığına dikkat çekti.

“Üretim mutlaka desteklenmeli” Türkiye’nin kırmızı et konusunda dışa bağımlı hale gelmemesi gerektiğini ifade eden Aykut Yeniçıkan, bunun için mutlaka ithalat yerine sektörün desteklenmesinin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Bunun yem desteği, süt desteği, anaç desteği gibi farklı yollarla sağlanabileceğini kaydeden Yeniçıkan, “Halkımız elbette ucuz et yesin ama mevcut şartlarla bunu sağlamak çok zor, çünkü bu işin de bir maliyeti var. Bu maliyetlerin düşürülmesi halinde halkımız zaten ucuz et yer ve sektör temsilcileri de yaptığı işten para kazanabileceği için üretimi sürdürür. Dışa bağımlı olmak zorunda değiliz” değerlendirmesini yaptı. Devletin mevcut durumda ithalat yaparak marketlerde uygun fiyatlarla et satabilme gücü bulunduğunu ifade eden Yeniçıkan, “Evet 80 milyon tüketici bugün uygun fiyatlı et tüketebilir ama milyonlarca üretici de yok olur gider” ifadelerini kullandı. Sektör temsilcilerinin yaklaşık 5 aydır iş yapamadığını belirten Yeniçıkan yem stoklarının dolu olmasına rağmen üretim yapılacak canlı hayvan bulmakta dahi zorlandıklarını sözlerine ekledi.

“Yeni trend gezen tavuk” Son olarak tavukçuluk sektörüne değinerek bu alana ilişkin değerlendirmeler yapan Aykut Yeniçıkan, “Bugün dünyada yeni bir uygulama trendi var. Tavuklardan kafessiz yaşam alanlarında yumurta elde ediliyor. Ülkemizde de tavuklar için Hayvan Refahı Hakları Yasası gereğince de bu yapılmalı” diyerek şöyle konuştu: “Amerika’da 2020 yılında kafessiz yaşama yasal olarak geçilecek. Bu döneme kadar gerekli altyapı hazırlıkları yapılıyor. AB ülkelerinde de benzer bir zorunluluk getirildi. Aslında AB’de yasal uygulama 2015’te başlayacaktı ancak altyapı tamamlanamayınca süre 2025 yılına uzatıldı. Hayvan refahı da düşünülerek salma yumurtaların sayısının artırılması hedefleniyor. Ülkemizde bu uygulama başladı ve hızla yayılıyor. Talep de artınca üretici de bu alana yöneldi. Şirketler bazında gezen tavuk dönüşümü başladı. Ancak henüz yüzde 10’lar seviyesinde uygulanıyor ve gün gün de artıyor. Türkiye’nin de 2025’e kadar tümden bir dönüşüm yaşayacağına inanıyorum.” Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bu konuda ciddi denetimleri bulunduğuna dikkat çeken Yeniçıkan, bu nedenle üzerinde ‘gezen tavuk’ etiketi bulunan yumurtaların tereddüt etmeden tüketilebileceğini anlattı.
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

ÖNE ÇIKANLAR

ANKET

Sizce Türkiye'de yeni bir Anayasa'ya ihtiyaç var mı?

  • EVET : 463 Oy (%28)

  • HAYIR : 565 Oy (%34)

  • İLGİLENMİYORUM / FİKRİM YOK : 638 Oy (%38)

Sayfalar

DUYURULAR

LİNKLER

ARŞİV

HAVA DURUMU

Günlük Gazeteler

Oku